Diş implantının biyomekanik davranışının sonlu elemanlar metoduyla modellenmesi ve analizi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, BİYOMEDİKAL MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ROZELİN ERDEMLİ

Danışman: Diyadin Can

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmanın amacı, dental implantlarda kullanılan iki farklı abutment tasarımını (düz ve 17 derece açılı abutment) ve iki farklı malzeme türünü (Grade 4 ve Grade 5) mekanik dayanıklılık açısından karşılaştırmaktır. İmplantlar SolidWorks yazılımında tasarlanmış ve ANSYS yazılımı kullanılarak farklı yük koşulları altında analiz edilmiştir. Bu analizler, implant sistemlerinin farklı yükler altında nasıl davrandığını ve malzeme seçiminin bu davranışlar üzerindeki etkilerini anlamamızı sağlamıştır. Elde edilen sonuçlara göre, açılı abutmentlerin maksimum stres değerlerinin, özellikle açılı kuvvetler altında, düz abutmentlere kıyasla daha yüksek olduğu bulunmuştur. Grade 5 malzeme, bu yüksek streslere karşı daha dirençlidir ve özellikle açılı abutmentlerle kullanıldığında daha iyi performans göstermiştir. Grade 4 malzeme, düz abutment tasarımlarında yeterli dayanıklılık sağlamış, ancak açılı abutmentlerle daha düşük performans sergilemiştir. Bu bulgular, abutment ve implant tasarımlarının dental uygulamalarda dikkatlice değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Özellikle açılı abutmentler kullanıldığında, daha yüksek mekanik dayanıklılık sağlayacak malzemelerin tercih edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, bu tür tasarımların ve malzeme kombinasyonlarının bireysel hasta özelliklerine göre özelleştirilmesi tedavi başarısını artırabilir. Sonuç olarak, implant tasarımlarında ve malzeme seçiminde dikkatli mühendislik analizlerinin diş hekimliği uygulamalarında daha başarılı ve uzun ömürlü sonuçlara katkıda bulunacağı öne sürülmektedir. Bu çalışma, gelecekteki araştırmalara rehberlik edecek önemli veriler sunmakta olup, bulguların klinik ortamda daha kapsamlı bir şekilde doğrulanması gerektiği belirtilmektedir.