Teolojik siyasa: Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı söylemlerinde Carl Schmitt terminolojisi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SİNAN SARI
Danışman: Hüdayi Sayın
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Carl Schmitt'in en önemli eseri Siyasi İlahiyat'da politik olanı, din kurumu üzerinden anlatmıştır. Schmitt' e göre; "modern devlet kuramlarının bütün önemli kavramları, dünyevileştirilmiş ilahiyat kavramlarıdır. Kadir-i mutlak tanrı, kadir-i mutlak kanun koyucuya dönüşmüştür. Sistematik yapıları dünyevileşmiştir. Olağanüstü halin hukuk için taşıdığı anlam, mucizenin ilahiyat için taşıdığı anlama benzer." Sadece bugünün değil yüzyılların sorunudur Devlet-Siyaset-Din konusu. Sadece Türkiye' de değil, insanlığın yaşadığı her toprak parçasında "sorunlu üçlü" olmuştur. Yıllara ve coğrafyalara göre öncelik ve üstünlük sırası değişmiş fakat mücadeleleri baki kalmıştır. Cumhuriyet döneminde yönetici elit tarafından din kurumuna bakışın farklılaşması, katı laiklik uygulamaları ve halifeliğin kaldırılıp; Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) kurulması ile din, devlet tarafından kontrol altına alınmış ve bu kontrol resmiyet kazanmıştır Cuma ve Bayram hutbelerinde verilen mesajların içerik analizi üzerine yapılan bu çalışma, DİB'in hutbelerdeki söylemlerini Carl Schmitt'in politik felsefesi ışığında tartışacaktır. Araştırmada 2008 öncesi (2001-2008) hutbeleri incelenmiş, fakat metne dâhil edilmemiştir. 2008 öncesi hutbeler merkezden yazılmamış, bölgesel hazırlanan hutbeler sebebiyle camiler arasında farklılıklar oluşmuştur. İncelenen metin içerikleri benzer niteliktedir. Yıldan yıla(2008-2015) hutbe içeriklerinde net farklılıklar ve ayırımlar göze çarpmaktadır. Bunun sebebi de hutbe yazımında ve hutbe yazan kişinin kararlaştırılmasında yapılan değişikliklerdir. İncelenen hutbelerde, vatandaşların birlik olabilmesi için ve genel dikkati bir yöne toplamak amacıyla bir "düşman" gösterilmiştir. Bu "düşman" güncel olaylara göre değişmiştir. Ama başroldeki düşman genelde "Batı Dünyası" olmuştur. Batı dünyasına karşı; geçmiş dönemden tarihsel örnekler verilerek, dini ve milliyetçi söylem üzerinden metinler oluşturulmuştur. Ülke içinde birleştirici bir unsur olarak kullanılan din, ülke dışında da "birlik ve beraberlik" olma yolunda en önemli öğe olmuştur. Schmittyen bakışla; "düşman" seçilirken din belirleyici ana öğelerden biri olmuştur.