The call of the 'orient' in James Morier's novels
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Mütercim Ve Tercümanlık Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: ALIREZA NAVID MOGHADDAM GAVGANI
Danışman: Javıd Alıyev
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tezin amacı, on dokuzuncu yüzyıl edebî yazılarındaki 'öteki' Doğu'nun kültürel imgelerini bir İngiliz yazarın merceğinden incelemektir çünkü bu tür temsiller "Batı İmparatorluğu"na ilişkin Oryantalist söylemin merkezinde yer almaktadır. Bu tez, bütünsel bir Doğu temsili anlayışının, bir yazar tarafından üretilen birkaç metni incelemeyi gerektirdiği fikriyle ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, yazarın Doğu ile etkileşiminin çeşitli yönlerini ele alıp incelemektedir. Günümüz tarihçileri, Oryantalizm hakkında yürüttükleri çalışmalarda çeşitli nedenlerle dikkatlerini 19. yy. İran ve Türkiye'sine çevirmişlerdir. İzmir'de (Türkiye ) dünyaya gelen ve İran'da diplomat olarak görev yapan James Justinian Morier, en başından beri çeşitli akademisyen, oryantalist ve araştırmacının dikkatini çekmiştir. Morier en çok İsfahan'da Hacı Baba'nın Maceraları adlı eseriyle tanınırken, bu çalışma onun Doğu, İran ve Türkiye'deki diğer iki romanını, özellikle Rehine Zohrab ve Kars'ın Kızı Ayşe isimli eserlerini gündeme getirmeyi amaçlamaktadır. Bahsi geçen üç romanın her biri, İslamî Doğu'ya dair ön plana çıkartılan imgelerin doğruluğunu incelemeyi amaçlayan bu çalışmanın özünü oluşturmaktadır. Çalışma kuramsal bir çerçeve olarak, Edward Said'in Oryantalizm iyle birlikte, Stuart Hall'in The West and the Rest: Discourse and Power ını kullanmaktadır. Hall, temsilin yalnızca bir ayna görevi görmekle yetinmediğini, aynı zamanda gerçekliğimizin ve dünyamızın bir kurucu unsuru olduğunu vurgular. Said ise dilin yalnızca bilgi üretmediğini, aynı zamanda betimleyici gücüyle dünyamızın kurgusuna katkıda bulunduğunu savunur ve gerçeği görünür kılmaya yardımcı olur. Morier'in seyahat anlatılarının birçoğunun motifleri ve temaları, bu üç roman arasında, farklı sapmalar ve farklı tematik veya ideolojik nedenlerle de olsa tekrar tekrar karşımıza çıkar. Bu çalışma Morier'in temsillerinin şimdiye kadar gölgede kalmış özelliklerini açığa çıkarmaktadır. Yazarın İslamî Doğu temsilleri, hayranlık uyandıran ve yozlaşmış insanlarla doludur ki bu da olumsuz imgeleri ve gerçekliği kurgudan ayırt etmeyi imkânsız hale getirmektedir. Son olarak bu çalışma Morier'in, İran ve Türkiye'nin aslına uygun tasvirlerini başarıyla göğüsleyen, kurgularında kendisinden önceki yazarların kullandığı oryantal motif ve söylemsel kalıpları onlardan çok daha etkili bir vurguyla ifade ettiğini göstermektedir.