Enerji arz güvenliği çerçevesinde LNG'nin rolü ve Türkiye
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EYÜP ARATAY
Danışman: İLHAN YAŞAR HACISALİHOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Dünya üzerinde enerji kaynaklarının eşitsiz dağılımı nedeniyle enerji arz güvenliği kavramı ve bu konuda alınacak tedbirler tüm devletler açısından birincil ekonomik öneme sahip bir olgu olarak öne çıkmaktadır. Bu durumun en önemli nedeni ise, enerjinin toplumun işleyişi ve endüstriyel rekabet açısından sürekli ve uygun fiyatlı enerji tedarikinin şart olmasıdır. Dünya üzerindeki bu eşitsiz dağılım ve enerjiye ilişkin arz ve talep durumu, devletlerarası bir perspektif arz etmekte ve çoğu zaman devletler ile yabancı yatırımcıların karşı karşıya gelmesi nedeniyle uluslararası ilişkileri de şekillendiren bir boyut kazanmaktadır. Bu tez kapsamında enerji arz güvenliği uluslararası ilişkilerin dört yaklaşımı çerçevesinde irdelenmektedir. Bu çerçevede sırasıyla realist, kurumsal, yeni ekonomik ve uluslararası politik ekonomi yaklaşımları çerçevesinde devletlerin enerji arz güvenliğine ilişkin yaklaşımları incelenmiştir. Tezin esas olarak incelediği alan ise, yukarıdaki yaklaşımlar çerçevesinde, enerji arz güvenliği kavramını kaynak, güzergâh, altyapı güvenliği açısından değerlendirerek, risklerin minimize edilmesi açısından LNG'nin önemidir. Sonuç olarak ise, LNG'nin Türkiye'nin arz güvenliğinin sağlanmasındaki rolü tartışılmaktadır. Ülkemiz coğrafi konumu itibariyle, dünya petrol ve doğal gaz kaynaklarının dörtte üçüne yakınlığa sahiptir. Bununla birlikte, özellikle Orta Doğu bölgesindeki söz konusu kaynaklara sahip olan devletler, siyasi istikrarsızlıklara da konu olmaktadır. Bu nedenle, enerji arz güvenliğinin sağlanması açısından Türkiye'nin geliştireceği stratejilerin bölgenin özellikleri de dikkate alınarak geliştirilmesi önem arz etmektedir. Bu noktada, kaynağa sahip olan devlet ile tüketici devlet arasında uzun dönemli karşılıklı bağımlılık yaratan doğalgaz boru hatları ve bununla beraber transit riskleri Türkiye enerji ekonomisinin en önde gelen tartışma konusu olmuş ve hatta Türkiye'nin uluslararası ilişkiler politikalarını etkileyen bir faktör haline gelmiştir. Boru hatları ile meydana getirilen kaynak ve güzergâh riskleri özellikle İran ve Azerbaycan tarafında meydana gelen kısıt ve kesintiler ile çoğu endüstriyel bölgeyi tehdit eden nitelik arz etmektedir. Türkiye'nin özellikle doğal gaz tedarikinin yaklaşık yüzde elli beşini sağladığı Rusya ve boru hattı ile tedarik sağladığı diğer bir ülke olan İran politik risk açısından sahip oldukları konum sebebiyle, son yıllarda Türkiye'nin enerji politikalarında yeni alternatiflerin geliştirilmesi gereğini doğurmuştur. Bu kapsamda, Akdeniz, Ege ve Karadeniz'e sahildar olan Türkiye açısından LNG gibi dünya pazarlarından tedariki sağlanabilen bir kaynağın kullanımının enerji arz güvenliği bağlamında önemli bir destek oluşturduğu sonucuna varılmaktadır. Bu çerçevede, geliştirilebilecek yüzen LNG terminali gibi yeni projelerin uluslararası deniz hukuku, seyrüsefer serbestisi açısından boğazlar hukuku açısından değerlendirilmesinin gereği ortaya çıkmaktadır. Tez son olarak ise, AB'ye uyum süreci çerçevesinde LNG yatırımlarına ilişkin hukuki çerçevenin nasıl olması gerektiği de dikkate değer diğer bir husus olarak irdelemektedir. Anahtar Kelimeler: Enerji, Uluslararası İlişkiler, Doğal Gaz, LNG, Enerji Arz Güvenliği, Uluslararası Politik Ekonomi