Dismorfik ve normal oositlerden elde edilen embriyoların sayısal aneuploidi oranlarının ve embriyo gelişim skorlarının karşılaştırılması
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DENİZ YILDIRIM
Danışman: TÜLAY İREZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç İyi kalitede ve kromozomal olarak hayatla bağdaşan embriyo elde edilebilmesinin en önemli etkenlerinden biri oosit kalitesidir.Bu nedenle embriyo skorlamasının ilk aşamasını oositlerin morfolojik anomali sınıflandırmaları oluşturur.Bu çalışmada morfolojilerine göre sınıflandırılan oositler ve bu oositlerden elde edilen embriyolara yapılan polar cisimcik ve blastomer biyopsi sonrası kromozomal anomali sonuçlarına göre oosit morfolojik anomalilerinin önemi ve preimplantasyon genetik tanı açısından endikasyon oluşturabilme olasılıkları tartışılmıştır. Materyal ve Method Alman Hastanesi ve Ankara Centrum Tüp Bebek merkezlerinde 2010 mart ayı ve 2015 mayıs ayı arasında tedavi görmek için başvurmuş 279 pgt uygulanmış hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastalar 38 yaş altı olgu gruplarından seçilmişlerdir.Hastalarda tekrarlayan implantasyon başarısızlığı (en az 2 an fazla 4 tekrarlayan başarısız denemeler) gözlenmiş ve preimplantasyon genetik tanı eşliğinde ıvf tedavisi planlanmıştır. Embriyo gelişiminin 1. Gününde polar cisimcik biyopsisi (n=134) ve 3.gününde blastomer biyopsi (n=776) uygulamak üzere FISH (Fluorescence In Situ Hybridisation) tekniği ile blastomerlerin değerlendirmeleri yapılmıştır. Embriyolardan 3. Ve 4. Günde en fazla 1 blastomer alınmak suretiyle biyopsi uygulanmıştır, 2 raund çalışma yapışmış ve şu problar taranmıştır: 13,15,16,17,18,21,22,X,Y.Farklı oosit morfolojilerinden gelişen embriyoların biyopsi sonrası kromozomal kurulumlarının nasıl etkilendiği ortaya konulmuştur. Oositler morfolojilerine göre 4 ayrı gruba ayrılmak suretiyle değerlendirilmişlerdir. GRUP I: Normal oosit morfolojisinden gelişen toplam 1817 embriyonun preimplantasyon genetik tanımlama sonrası elde edilen sonuçlara yer verilmiştir ve grup kontrol grubu olarak değerlendirilmiştir. GRUP II: Homojen ve merkezi olarak granülasyon gösteren yada sitoplazmasında reflaktil cisimcik içeren oosit oosit morfolojisinden gelişen toplam 387 embriyonun preimplantasyon genetik tanımlama sonrası elde edilen sonuçlara yer verilmiştir. GRUP III: Perivitaline ve zona anomalileri içeren sitoplazma dışı dismorfik sorunları olan oosit morfolojisinden gelişen toplam 508 embriyonun preimplantasyon genetik tanımlama sonrası elde edilen sonuçlara yer verilmiştir. GRUP IV: Bunların dışındaki anomalileri içeren oosit morfolojisinden gelişen (sitoplazmik vakuolizasyon, smooth endoplazmic retikulum-düz endoplazmik retikulum aglitasyonu, düzensiz oelemma gibi) toplam 193 embriyonun preimplantasyon genetik tanımlama sonrası elde edilen sonuçlara yer verilmiştir.İstatiksel analizler Pierson cooelation analysis kullanılarak yapılmıştır. Bulgular Grup 4'te bulunan vakuolizasyon ve düz endoplazmik retikulum aglitasyonu gözlenen grupta embriyo biyopsi sonrası kromozomal değerlendirmelerine bakıldığında gruplar arası anomali oranlarında 4. Grupta anlamlı aneuploidy ranına rastlanmıştır. (GrupI,GrupII,GRUPIII ve Grup IV) (%41,3,%43,1,%50,5 ve %71,4* ) (*p<0,01). Tartışma Sitoplazmik vakuollerin sıvı dolu ölü alanlar olduğunu düşünürsek özellikle vakouol sayısı ve büyüklüğüne göre oositin içerdeği flament, organel ve kromozomal materyalleri dışında bırakmakla birlikte sitoplazmik devinim sırasında metamorfik değişim ve bölünme döngülerine negatif olarak yansıdığı ve mitotik devinimlerde hasara yol açtığı ortaya konmuştur. Özellikle bu bölünme proplemleri kutup cisimcik kromozomal değerlendirmesi değilde blastomer biyopsi değerlendirmesi sonrası gözlenen yüksek anomali oranlarını açıklamaktadır. Bu çalışma özellikle sitoplazmik vakuolizasyon ve endoplazmik retikulum aglitinasyonu gösteren oositlerden elde edilen embriyolarda yüksek oranda kromozomal aneuploidi gözlendiğini ve bu özelikteki gamet eldesinin yardımcı üreme teknikleri uygulamalarında bir preiplantasyon genetik tanı endikasyonu oluşturduğunu göstermektedir.