İzole teratozoospermi grubu hasta sikluslarından elde edilen embriyolarda gözlenen sayısal anöploidi oranlarının ve embriyo gelişim skorlarının karşılaştırılmalı değerlendirilmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2016
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BİHTER ÜRGÜPLÜOĞLU
Danışman: TÜLAY İREZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Sperm kalitesinin en önemli göstergelerinden biri sperm morfolojisidir. Kruger'in kriterleri dahilinde yapılan detaylı incelemeler sonucunda %4'ten daha az oranda normal baş bulunması, teratozoospermi olarak adlandırılmaktadır. Bu parametrelere sahip hasta sikluslarının embriyo gelişim skorlarında ve anöploidi oranlarında sapmalar olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada amacımız izole teratozoospermi (semen örneğinde normal başlı sperme rastlanmayan hasta grubu) ve izole terazoospermia ile beraber makrosefal spermlerin dominant olarak rastlandığı iki farklı grup sperm örneği görülen sikluslarda, gebelik, düşük ve PGT (pre-implantasyon genetik tanı) sonuçlarındaki anöploidi oranlarını, karşılaştırarak değerlendirmek, böylece şiddetli morfolojik sperm defekti bulunan hastalarda PGT endikasyonunun önemini vurgulamaktır. Materyal ve Metod: Centrum Tüp Bebek Merkezi'ne tedavi için başvuran, sperm morfoloji bozukluğu bulunan hasta sikluslarından oluşturulan izole teratozoospermi (Grup I) ve makrosefal dominant grup (Grup II) değerlendirmeye alındı. Bu gruptaki hastalar, PGT uygulanan ve PGT uygulanmayan (kontrol grubu) olarak ikiye ayrıldı. Bu hasta sikluslarından elde edilen embriyolara 3.gün blastomer biyopsisi yapıldı ve bu embriyolar 13, 18, 21, X ve Y kromozomları üzerinde çalışılmak üzere FISH analizi ile yapılacak olan PGT testine gönderildi. Bulgular: Bu çalışma sonucunda elde edilen verilere göre; Normal morfolojiye sahip olmayan (izole teratozoospermi) spermlerle hazırlanan embriyoların gelişim skorları incelendiğinde, gebelik ve düşük oranları, PGT yapılan embriyolarla karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılık gözlemenmiştir. PGT uygulanan grupta, düşük oranı daha az görülmekle birlikte istatistiksel anlamlılık göstermemiştir. PGT uygulanan 1. ve 2. Grup spermlerle oluşturulan embriyolarda karşılaştığımız bu durum anomalilerin saptanması doğrultusunda sağlıklı embriyo seçiminin gerçekleştirilebileceğini ve gebelik artışı sağlanabileceğini ispatlar niteliktedir. Yukarıda belirttiğimiz gibi PGT, 1. Grupta gebelik ve düşük oranlarında anlamlı bir farklılık yaratmamıştır. Fakat; Grup II'deki spermler kullanılan vakalarda, PGT uygulaması sonrası anlamlı olarak daha yüksek oranda gebelik elde edildiği gözlenmiştir. PGT uygulanan grupta gebelik oranı %25 iken PGT uygulanmayan grupta %12,5 olarak gözlenmiştir. İzole teratozoospermi ve dominant makrosefal grubun PGT sonuçları dahilindeki anöploidi oranlarını karşılaştırdığımızda ise; göze çarpan ilk nokta anormal embriyo oranının makrosefalik grupta anlamlı olarak daha yüksek olmasıdır (Grup II de PGT sonucunda anormal görülen embriyo oranı %81, Grup I de bu oran %63'dir) (p<0,05). Diğer yandan anlamlı olmamakla birlikte trizomi (Grup I de trizomi görülen embriyo oranı %33.3 iken Grup II de %37.5'dur) ve kompleks anöploidi görülme oranlarında makrosefal grupta artış görülmüştür (Grup I de kompleks anöploidi görülen embriyo oranı %16.6 iken Grup II de %20.83'dir). Tartışma: İzole teratozoospermi grubu spermlerle (Grup I) elde edilen embriyolardan oluşan veriler incelendiğinde, PGT uygulanan ve uygulanmayan embriyolara ait hastaların gebelik ve düşük oranlarında birbirine yakın değerler elde edilmiştir. Makrosefal dominant semen örneğindeki (Grup II) spermlerle elde edilen embriyolardan oluşan grubun verileri incelendiğinde ise PGT uygulanan hasta sikluslarının gebelik oranı, PGT uygulanmayan grupla karşılaştığında anlamlı farklılık görülmektedir. PGT'nin pozitif olarak gebelik oranına yansıdığı görülmüştür. Bununla birlikte, izole teratozoospermi grubu olgularında olduğu gibi düşük oranı, PGT yapılan grupta azalmış fakat bu azalma anlamlı farklılık oluşturmamıştır. Bu doğrultuda elde edilen sonuç; PGT sayesinde anöploidilerin belirlenmesi, gebelik oranının artışını sağlamaktadır. Karşılaştırmalı olarak iki grubun PGT sonuçlarına bakarak anoploidi oranları incelendiğinde, analiz edilen embriyo sayısı ortalamaları birbirine çok yakın olmasına rağmen, kromozom anomalisi saptanan anormal embriyo oranı makrosefalde çok daha yüksek çıkmıştır. Yüksek oranda morfoloji bozukluğu içeren spermlerle oluşturulan embriyolarda kromozom anomalilerinin PGT yöntemiyle tayin edilip sağlıklı embriyoların seçilebilmesi bu çalışmanın da desteklediği üzere canlı doğum oranına pozitif yönde katkı sağlamaktadır.