Yardımcı üreme teknikleri ile elde edilmiş insan embriyolarında implantasyon öncesi morfokinetik gelişim parametreleri ile anöploidi ilişkisinin time lapse teknolojisi kullanılarak incelenmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BİLGEN TEKE
Danışman: EMİR TAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Son yıllarda dinamik embriyo kültüründe gerçekleştirilen çalışmalar, embriyo morfokinetik parametrelerine göre yapılan embriyo seçimlerinin gerek laboratuvar gerekse klinik sonuçlar açısından faydalı olduğunu işaret etmektedir. Gebelik başarısı yüksek embriyo seçilebilmesi özelliğinin yanında morfokinetik değerlendirmenin embriyonun kromozom komplementini yansıtıp yansıtmadığı da son dönemde en sık tartışılan konulardan biridir. Bu yönde elde edilebilecek tekrarlanabilir ve güvenli bir bulgu halen girişimsel olarak gerçekleştirilen PGT-A uygulamalarına duyulan ihtiyacı da büyük oranda azaltabilecektir. Bununla birlikte güncel literatürde bu konuda az sayıda çalışmada çelişkili sonuçlar vermektedir. Bu tez çalışmasına 2013-2015 yılları arasında Bahçeci Fulya Tüp Bebek Merkezine başvuran ileri kadın yaşı, tekrarlayan implantasyon başarısızlığı, tekrarlayan düşük kayıpları nedeni ile PGT-A yöntemi uygulanan 77 vaka ve bu vakaların uygulama sırasında dinamik embriyo kültürü kapsamında büyütülerek morfokinetik analizleri gerçekleştirilen ve embriyo biyopsisi sonrasında kapsamlı kromozom analizi gerçekleştirilen 136 blastosist dahil edildi. Çalışma kapsamında her bir embriyo için kaydedilmiş olan tPB2,tPNa,tPNf, t2, t3, t4, t5, t6, t7, t8, t9+, tM, tSB, tB, tEB ve tHB morfokinetik parametreleri ile kromozomal yapıların ilişkisi öploid ve anöploid gruplar halinde retrospektif olarak karşılaştırıldı. Çalışmaya dahil edilen hasta grubunda kadın yaşı ortalaması 37,4±4,6, önceki deneme sayısı ortalaması 3,6±2,1 ve alınan ortalama oosit sayısı 9,7±4,2 idi. 43 öploid ve 93 anöploid embriyonun gruplanması sonrası incelenen morfokinetik parametrelere göre gruplar arasında gerek erken ve gerekse geç klivaj sürecindeki parametrelerin ortalamaları arasında anlamlı bir fark gözlenmedi. Çalışmamıza ait sonuçlar mevcut klinik ve laboratuvar şartlarında literatürde yayınlanmış mevcut modellemelere göre öploid/anöploid ayrımının tatmin edici bir düzeyde yapılamayacağı yönünde bir veri sunmaktadır. Bununla birlikte mevcut çalışmaya benzer bir yaklaşımla izole PGT-A endikasyonları ile daha fazla sayıda hasta ve embriyo kullanılarak yapılacak yeni analizler bu konuda yeni ve faydalı bir modelleme yapılabilmesine imkân sağlayabilir.