In vitro fertilizasyon uygulamalarında mikroakışkan yöntemle sperm hazırlığının insan embriyo gelişimine etkisinin incelenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, HİSTOLOJİ VE EMBRİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BERKAY AKÇAY

Danışman: EMİR TAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmanın amacı mikroakışkan-tabanlı sperm seçme (MASS) yöntemi ile gerçekleştirilen sperm hazırlığı ile konvansiyonel Dansite Gradient (DG) yöntemi ile gerçekleştirilen sperm hazırlığının laboratuvar ve klinik verimliliği bakımından değerlendirmektir. Çalışma infertilite tedavisi gören izole teratospermi vakalarında elde edilmiş kardeş oositlerin eşleşmiş iki grup halinde prospektif değerlendirmesi şeklinde gerçekleştirildi. Matür (mII) oositler randomize olarak iki gruba ayrıldı ve birinci grup MASS yöntemi ile ve ikinci grup DG yöntemi ile elde edilmiş spermler kullanılarak İntrasitoplazmik Morfolojik olarak Seçilmiş Sperm Enjeksiyonu (IMSI) tekniği kullanılarak insemine edildi. Elde edilen embriyolar laboratuvar ortamında blastosist aşamasına kadar takip edildiler ve uygun gelişim gözlenen tüm embriyolar (3. Günde veya blastosist aşamasında) donduruldu. Tüm embriyo transferleri dondurulmuş/çözülmüş embriyo transferi (DÇET) olarak gerçekleştirildi. Fertilizasyon oranı, erken dönem klivaj oranı, 3. günde grade I embriyo oranı, blastosist gelişim oranı, klinik gebelik oranı ve canlı doğum oranı çalışmanın temel çıktı parametreleri olarak belirlendi. Toplamda 30 hastanın 30 siklusundan 540 kümülüs oosit kompleksi (KOK) ve 439 mII oosit elde edildi. MASS (n=217) ve DG (n=222) yöntemi ile insemine edilen oositler arasında yapılan karşılaştırmada temel laboratuvar parametreleri olan fertilizasyon oranı (73,7% vs. 77,4%), erken dönem klivaj oranı (98,8% vs. 99,4%), 3. günde grade I embriyo oranı (71,5% vs. 74,7%) ve blastosist gelişim oranı (45,8% vs. 48,4%) bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmedi (p>0.5). Gerçekleştirilen In 26 DÇET siklusu sonrası 18 pozitif b-hCG (69,2%; ET başına) ve 17 Sac+ gebelik (65,4% ET başına) elde edildi. Onbiri tekiz ve 3'ü ikiz olmak üzere toplamda 17 sağlıklı bebek doğdu. Bebeklerin 4'ü MASS yöntemi ile seçilmiş spermlerin kullanılması ile elde edildi. Çalışmamızdaki öncül sonuçlar, izole teratozoospermia vakalarında DG yöntemine kıyasla Fertile ® ürününün kullanımı doğrultusunda MASS yöntemi ile gerçekleştirilen sperm seçiminin kabul edilebilir laboratuvar ve klinik çıktılar oluşturduğunu işaret etmektedir. MASS yöntemi ile sperm seçiminin konvansiyonel ART uygulamalarındaki faydalarını valide etmek için daha fazla yeni çalışmaya ihtiyaç vardır.