2002'den günümüze Türkiye'nin Balkanlar politikasının akıllı güç teorisi perspektifinde analizi: Bütüncül Balkan politikasının inşası
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ERDEM EREN
Danışman: İLHAN YAŞAR HACISALİHOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Balkanlar günümüzde 904.237 kilometrekarelik alana, 70 milyondan fazla nüfusa, 13 ülkeye ve yaklaşık 1 trilyon doların üstündeki ekonomik seviyeye sahip bir bölgeyi ifade etmektedir. Bölge coğrafi konumu, ekonomik kapasitesi ve potansiyeli, genç nüfusu, Asya ile Avrupa arasında hem karasal hem de ticaret ve enerji geçişinde köprü rol oynaması bakımından uluslararası ilişkilerde birçok aktör için jeostratejik bir önem arz etmektedir. Günümüzde bölgede 1 milyonun üzerinde Türk, 10 milyonun üzerinde Müslüman bir nüfus yaşamakta olup bu toplumlar ile Türkiye arasında kültürel, tarihsel, siyasal ve ekonomik alanda güçlü bağlar bulunmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'nin 2002 sonrası Balkanlara yönelik politika ve uygulamaları akıllı güç teorisi perspektifinden analiz edilmiştir. Araştırmada Türkiye'nin Balkanlara yönelik politika ve uygulamaları bütüncül müdür ve akıllı güç konseptine uygun mudur? gibi sorulara cevap aranmıştır. Araştırmada derinlemesine mülakat metodu kullanılmış olup, bölge uzmanları tarafından cevaplanan sorular neticesinde Türkiye ile bölge ülkeleri arasındaki karşılıklı bağımlılık ilişkileri incelenmiştir. Çalışmanın neticesinde 2002 sonrasında kamu diplomasisi kurumları ve faaliyetleri, liderler arası diplomasi mekanizmasının etkin kullanılması, kamu ve özel sektör iş birliğinde bölgede yapılan yatırımlar, dış ticaret hacminin artması gibi etkenler sayesinde Türkiye'nin bölgedeki gücü ve etkisi 2002 yılı öncesine göre gözle görünür oranda artmış olsa da bu politika ve uygulamaların kapsamlı bir akıllı güç konsepti doğrultusunda gerçekleşmediği ve Türkiye'nin bütüncül bir Balkan politikasına sahip olmadığı sonucuna varılmıştır.