Soğuk Savaş’ın zirvesinde ABD’nin Orta Doğu politikası: Bağdat Paktı ve kamu diplomasisi sistemi hakkında dört temel belge üzerine kapsamlı bir analitik inceleme (1954–1958)
SocioReligio: Din Sosyolojisi Dergisi, cilt.2, sa.1, ss.1-17, 2026 (Hakemli Dergi)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 2 Sayı: 1
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.5281/zenodo.21045102
- Dergi Adı: SocioReligio: Din Sosyolojisi Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: Other Indexes
- Sayfa Sayıları: ss.1-17
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Bu çalışma, Soğuk Savaş’ın zirve döneminde Amerika Birleşik Devletleri’nin Orta Doğu politikasını ve Bağdat Paktı ekseninde şekillenen bölgesel güvenlik stratejisini dört temel Amerikan belgesi üzerinden incelemektedir. Çalışmanın amacı, Amerikan kamu diplomasisi ve psikolojik savaş faaliyetlerinin Bağdat Paktı ile ilişkisini ortaya koymak ve bu faaliyetlerin ABD’nin çevreleme stratejisi içindeki yerini analiz etmektir. Bu kapsamda Ulusal Güvenlik Konseyi Direktifi NSC 5428, Ulusal İstihbarat Tahmini NIE 30-55, Özel Ulusal İstihbarat Tahmini SNIE 30-7-56 ve Operasyon Koordinasyon Kurulu’nun OCB 130 No’lu Memorandumu karşılaştırmalı belge analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Mevcut literatür Bağdat Paktı’nın diplomatik ve askerî boyutlarına yoğunlaşırken, kamu diplomasisi, psikolojik savaş ve istihbarat planlamasını aynı çerçevede ele alan çalışmalar sınırlı kalmıştır. Bu çalışma, söz konusu boşluğa arşiv temelli bir katkı sunmayı hedeflemektedir. Bulgular, Amerikan kamu diplomasisinin bağımsız bir iletişim faaliyeti olmadığını; bölge ülkelerini Sovyet etkisinden uzaklaştırmayı ve Kuzey Kuşağı İttifakı etrafında toplamayı amaçlayan daha geniş bir güvenlik stratejisinin parçası olarak kurgulandığını göstermektedir. Belgeler ayrıca ABD’nin Sovyet yayılmacılığının yanında Arap milliyetçiliğini, Cemal Abdülnasır’ın bölgesel nüfuzunu ve Irak monarşisinin kırılganlığını da dikkate aldığını ortaya koymaktadır. Sonuç olarak çalışma, ABD’nin Orta Doğu politikasında diplomasi, istihbarat, medya ve psikolojik savaş araçlarının bütünleşik biçimde işlediğini göstermektedir. Bu durum, kamu diplomasisinin yalnızca uluslararası kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik bir iletişim faaliyeti olmadığını, aynı zamanda güvenlik ve dış politika hedeflerini destekleyen stratejik bir araç olarak kurgulandığını ortaya koymaktadır. Ayrıca araştırma, karar alma süreçlerinde istihbarat değerlendirmeleri ile psikolojik harekât planlamasının birbirini tamamlayan unsurlar olarak işlev gördüğünü göstermektedir.