SAHNE YAPITLARI ÜZERİNE EPİSTEMOLOJİK ANALİZ


Creative Commons License

Çarkçı J.

XI. Uluslararası TURKCESS KONGRESİ, Gaziantep, Türkiye, 18 - 20 Eylül 2025, ss.408-409, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Gaziantep
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.408-409
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Özet Tarih boyunca yapılan sanat ve güzele dair tanımlar, estetik ve sanat felsefesinin ana konusu olmuş ve ağırlıklı olarak sanat eserlerinin güzel ve estetik olanın yaratılması ve aktarılması yönü ile ilişkilendirilmiştir. Epistemoloji ise Yunanca bilgi anlamına gelen “episteme” ve söz anlamına gelen ”logos” kelimelerin birleşiminden türemiş “saf bilgi üzerine konuşma” anlamına gelir. Sanat Epistemolojisi’nin en önemli konusu ve tartışması ise “sanatın bilgi kaynağı” olup olmadığı sorunsalıdır. Bu aşamada en önemli soru sanatın tanımına verilecek cevap arayışları üzerine düşünmek ve Antik Yunandan bu yana süregelen tartışmalar sonucunda sanatın bilimsellik yönünün olup olmadığı hakkında yeni görüşler üzerinde ilerlemek olacaktır. Platon, sanatın bir taklit “mimesis” olduğunu savunur. Ona göre, sanat, gerçek olan ideaların bir yansımasıdır ve bu nedenle gerçeklikten uzaklaşır. Hatta en önemli eserlerinden “Devlet’te” sanatın bazı kollarının gençleri yanılttığını, kötü etkileyebileceğinden devlet tarafından kontrol edilmesi gerektiğini, ideal devlette sadece güzeli ve erdemi topluma sunacak sanatsal faaliyetlere izin verilmesi gerektiğini savunur. Buna karşın Aristoteles, hocası Platon gibi sanatın bir taklit olduğunu kabul etse de, daha anlamlı olduğunu savunur. Sanatı, duygusal bir deneyim yaratma ve insan ruhunun derinliklerine ulaşma aracı olarak görür. “Poetika”/Şiir Üzerine” adlı eserinde Aristoteles sanatı bilgi verici ve öğrenmeye katkı sağlayan bir taklit yani “mimesis” olarak tanımlar. Sanat ve estetik algı üzerine yapılan bu ilk tartışmalar, sonraki düşünürlere ilham kaynağı olmuş ve farklı soru ve görüşler sanat ve estetik felsefesi kuramlarını doğurmuştur. “Öykünmecilik/Taklitçilik, Biçimcilik,/Şekilcilik, Duyguculuk/Duygu aktarımı, Sezgicilik/Yaratıcı Biliş, İstenççilik/İfade, biçim, duygu aktarım, iletişim ve bilişin toplamı olan söz konusu akımlar, sanatçı tarafından yaratılan sanat nesnesi ile izleyicinin ilişkisini inceleme yoluna gitmiştir. Tüm bu tartışmaların merkezine başlıca iki görüşün hakim olduğu görülür. Birinci görüş sanat aracılığı ile dünya hakkında bilgi/algı değişikliği edinilebileceği yani sanatın bilimsel yanının varlığı; buna karşılık ikinci görüş ise sanatın “gerekçelendirilmiş /ispatlanmış doğru inanç” kabul edilemeyeceğinden bilgi vermediği yönündeki görüştür. Bu nitel çalışmada özellikle tarihsel süreçte farklı düşünürlerin tartışmaları ve günümüz biyo-psikososyolojik yaklaşımlar çerçevesinde, klasikleşmiş edebi eserler ve bestelenmiş opera/tiyatro karakterlerinin davranış örüntülerinden yola çıkarak,sanatın epistemolojik analizi yapılmış ve çoğu sonradan ispatlanan modern bilim kuramlarından çok önce yaratılmış sanatsal eserlerde bilimsel bilginin varlığının kanıtlarına ulaşılarak aktarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sahne sanatları, Epistemoloji, Psikoloji, Opera, Tiyatro