Yeni Yüzyıl'da İletişim Çalışmaları Dergisi, cilt.4, sa.13, ss.28-44, 2026 (Scopus)
Bu çalışmanın amacı, toplum tarafından kadınlara atfedilen geleneksel kadınlık rollerinin televizyon dizileri aracılığıyla nasıl yeniden üretildiğini incelemek ve medyanın cinsiyetçi stereotipleri sunarak ataerkil toplumdaki kadınların ikincil konumlarını nasıl pekiştirdiğini ortaya koymaktır. Bu bağlamda, ataerkil yapıya ait kodları yeniden üreten ve kadın karakterlerini geleneksel rollerle sınırlandıran Kızılcık Şerbeti dizisi örneklem olarak seçilmiştir. Araştırmada dizinin birinci sezonunda Nursema karakterinin uğramış olduğu baskılar; söylemler, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ataerkil söylem çerçevesinde ele alınmış, bu bölümlerdeki söylemler eleştirel söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmanın temel sorunsalı, kadınların gerçek yaşamdaki deneyimlerinin dizilerde neden yeterince temsil edilmediği, erkek egemen söylemin nasıl sürdürüldüğü ve bu söylem içinde kadınların nasıl resmedildiğidir. Ayrıca, kadınların güçlü ve bağımsız bireyler olarak temsil edilmesinin önündeki engeller ile bu temsillerin toplumsal cinsiyet rollerini nasıl şekillendirdiği de çalışmanın odak noktalarından biridir. Feminist teori perspektifinden hareketle, Kızılcık Şerbeti dizisinde Nursema karakterinin maruz kaldığı şiddetin temsil biçimleri, ataerkil toplum yapısı içindeki konumu ve bu temsillerin toplumsal cinsiyet eşitsizliğini nasıl yeniden ürettiği eleştirel bir şekilde analiz edilmiştir. Eleştirel söylem analizi yöntemi, dizideki diyalogları çözümleyerek toplumsal cinsiyet rollerinin nasıl inşa edildiğini ortaya koymayı hedeflemektedir.