INTERNATIONAL CONFERENCE ON GASTRONOMY, NUTRITION AND DIETETICS-V (GANUD-VI), İstanbul, Türkiye, 20 - 21 Kasım 2024, ss.251-259
ÖZET
Embriyo veya fetüsün yaşayacak olgunluğa erişemeden gebeliğin ilk 24 haftalık döneminde sonlanması literatürde spontan abortus, kendiliğinden düşük veya düşük olarak adlandırılmaktadır. Gebe kalmanın canlı bir doğum ile sonuçlanamaması ve cansız haldeki fetüs veya embriyonun ana rahminden alınması ile sonlanan kendiliğinden düşük gebeliğin en olumsuz sonuçlarından biridir. Klinikte takip edilen gebeliklerin %15-20’sinin kendiliğinden düşük ile sonlandığı tahmin edilmektedir. Patogenezi tam olarak aydınlatılamayan kendiliğinden düşük tablosunda birçok mekanizmanın ve çeşitli risk faktörlerinin etkili olabileceği düşünülmektedir. Gebenin beslenme durumunun gebenin kendi sağlığına ek olarak fetüsün sağlığını ve gebeliğin seyrini etkileyebileceği bilindiğinden anneye ait besin ögesi yetersizlikleri de bu risk faktörlerinden biri olarak tanımlanmaktadır. Bu noktada anneye ait serum D vitamini düzeylerinin kendiliğinden düşük üzerine etkisi literatürde incelenen konulardan biridir. D vitamini, hormon benzeri hareket etme kabiliyetine sahip, yağda çözünen bir vitamindir. Günlük D vitamini ihtiyacının oldukça büyük bir kısmının Güneşin UV-B ışınlarının deriye teması sonrası elde edilmesi nedeniyle D vitamini ‘’Güneş vitamini’’ olarak da adlandırılır. D vitamininin Güneş ışınlarına maruziyet yoluyla elde edilmesine ek olarak diyet yoluyla bitkisel veya hayvansal kaynaklardan alımı da oldukça önemlidir. Gebeliğin ilk dönemlerinde fetal büyüme süreçleri ve fetüse ait kemik ve sinir sisteminin gelişimi için D vitaminine ihtiyaç söz konusudur. Özellikle ilk iki trimesterde D vitamini aktivasyonunun fetüse ait immün sistem aktivasyonu ve normal implementasyon süreçlerinde rol oynayarak gebelik süreçlerine katkı sağladığı düşünülmektedir. Fetüse ait D vitamini seviyeleri önemli ölçüde annedeki serum D vitamini seviyeleri ile ilişkilidir. Gebeliğin ilk döneminde fetüste artan D vitamini ihtiyacının karşılanabilmesi için yeterli maternal serum D vitamini düzeylerinin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Ülkemiz de dahil olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde yapılan çalışmalarda gebelik dönemindeki kadınlara ait serum D vitamini düzeylerinin genellikle yetersiz olduğu saptanmıştır. Anneye ait serum D vitamini düzeylerindeki yetersizlik veya ciddi eksiklik durumları kendiliğinden düşük riskindeki artışlar ile ilişkilendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı anneye ait serum D vitamini düzeyleri ile kendiliğinden düşük arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmaları derlemektir.
Anahtar Kelimeler: Spontan Abortus Riski, Anneye Ait D Vitamini Düzeyleri, Gebelik.
ABSTRACT Spontaneous abortion, often known as miscarriage, refers to the termination of pregnancy within the first 24 weeks of pregnancy before the embryo or fetus is developed enough to survive. Spontaneous abortion is one of the most negative consequences of pregnancy, when conception does not result in a live birth and the lifeless fetus or embryo is removed from the womb. It is estimated that spontaneous abortion occurs in 15–25% of pregnancies monitored in the clinic. Many mechanisms and various risk factors are thought to be effective in spontaneous abortion, the pathogenesis of which has not been fully understood. The nutritional status of a pregnant woman is known to influence the health of the fetus, the progression of pregnancy, and her own well-being; thus, maternal nutrient deficiencies are identified as a significant risk factor. One of the topics being studied in the literature at this point is the impact of maternal serum vitamin D levels on spontaneous abortion. Vitamin D is a fat-soluble vitamin with hormone-like action. Vitamin D is also called the “sun vitamin” because a large proportion of the daily vitamin D requirement is obtained after the sun's UV-B rays come into contact with the skin. Vitamin D can be obtained by sun exposure, but it's also crucial to consume plants or animals in the diet. Vitamin D is essential for the growth of the fetus as well as the development of its neurological and bone systems in the early stages of pregnancy. By contributing in the activation of the fetal immune system and normal implementation processes, vitamin D activation, particularly during the first two trimesters, is believed to contribute to pregnancy processes. There is a considerable link between maternal serum vitamin D levels and fetal vitamin D levels. To supply the fetus's increased vitamin D needs throughout the first trimester of pregnancy, it is crucial to make sure the mother's blood vitamin D levels are sufficient. Serum vitamin D levels in pregnant women generally insufficient, according to studies conducted all over the world, including in our country. Insufficiencies or severe deficiencies in maternal serum vitamin D levels have been associated with an increased risk of spontaneous abortion. The aim of this study was to review studies examining the association between maternal serum vitamin D levels and spontaneous abortion.
Keywords: Risk of Spontaneous Abortion, Maternal Serum Vitamin D Level, Pregnancy.