Hukuk ve Askeri Gereklilik Gerilimi: İsrail’in Gazze ve Lübnan İşgalleri ÜzerindenBir Değerlendirme
SCIENCES SUMMIT III ULUSLARARASI ADALET KONGRESİ, İstanbul, Türkiye, 05 Haziran 2026, ss.1-3, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: İstanbul
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.1-3
- İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Hukuk ve
Askeri Gereklilik Gerilimi:
İsrail’in
Gazze ve Lübnan İşgalleri Üzerinden Bir Değerlendirme
Doç. Dr. Hüdayi Sayın
Dissertant Mehmet Ozan Akbay
Amaç
Bu çalışma, İsrail'in 7 Ekim 2023 sonrası
Gazze'ye ve Eylül 2024 sonrası Lübnan'a yönelik askeri müdahalelerini,
uluslararası insancıl hukukun (UİH) askeri gereklilik, orantılılık ve ayırt
etme ilkeleri çerçevesinde değerlendirmeyi; Uluslararası Adalet Divanı (ICJ) ve
Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) süreçlerinin bu gerilimi nasıl
şekillendirdiğini analiz etmeyi amaçlamaktadır.
Yöntem
Çalışma, doktrin, mahkeme kararları, bağımsız
kuruluşların raporları, araştırmacıların gözlemlerini de içeren literatür
taraması ve doküman analizi yöntemleri ile oluşturulmuştur.
Bulgular
Araştırma dört temel bulgu ortaya koymuştur. Öncelikle,
ICJ tarafından 26 Ocak 2024'te İsrail'e Gazze'deki Filistinlilerin can
güvenliğini koruma ve insani yardımı engellememe yükümlülüğü getiren bağlayıcı
geçici önlemler kararı alınmış, İsrail bu kararları tanımamıştır. İkincisi, ICC
21 Kasım 2024'te Başbakan Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Gallant hakkında
savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan tutuklama emri çıkarmıştır.
Üçüncüsü, Gazze'de 70.000'i aşan sivil ölümün % 59'unun kadın, çocuk ve
yaşlılardan oluştuğu ve bizzat İsrail istihbarat verilerine göre ölümlerin % 83'ünün
sivil olduğu tespit edilmiştir. Angajman kurallarının üst düzey bir hedef için bu
nitelik ve oranda bir sivilin ölümüne izin vermemesi, orantılılık ilkesinin
sistematik ihlaline işaret etmektedir. Dördüncüsü, Lübnan'da çatışma sonrası
dönemde 10.000'den fazla sivil yapının yıkımı, zorunlu askeri gereklilik
standardını karşılamamıştır.
Sonuç
İsrail'in operasyonları, UİH'nin ayırt etme ve
orantılılık ilkelerinin sistematik biçimde ihlal edildiğini göstermektedir. ICJ
ve ICC süreçleri uluslararası hukukun hesap verebilirlik mekanizmalarını
harekete geçirmiş olsa da kararların fiilî etkinliği uluslararası toplumun
siyasi iradesine bağlı kalmaktadır. Nürnberg'den bu yana yerleşik olan ilke —
askeri gerekliliğin hiçbir koşulda savaş suçlarını meşrulaştıramayacağı — bu
örnekte hukuki olarak teyit edilmiş, ancak uygulamada sınanmaya devam etmektedir.