Ulus Baker’in “Kanaatlerden İmajlara” Kitabı Işığında Post-Truth Çağı
ULUSLARARASI MARMARA LİSANSÜSTÜ İLETİŞİM ÖĞRENCİLERİ KONGRESİ-4 ADİL VE ETKİLİ BİR İLETİŞİM DÜZENİ ARAYIŞI: MUKAVEMET, DEKOLONİZASYON VE ENFORMASYON EKOSİSTEMİ, İstanbul, Türkiye, 5 - 06 Mayıs 2025, ss.15, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: İstanbul
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.15
- İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Gerçek ve sahte arasındaki sınırları bulanıklaştıran deep fake teknolojisi, görsel ve işitsel içeriklerin manipülasyonu için kullanılan güçlü bir araçtır. Yaşanılan deneyimin yoğunluğuyla birlikte kanaatleri daha kolay şekillendiren videolar, sosyal medya mecraları aracılığıyla hızla yayılmaktadır. Deep fake teknolojisi ile hazırlanan videoların dezenformasyon, manipülasyon ve algı yönetimi amaçlarıyla kullanımı bilginin güvenilirlik açısından sorgulanmasına yol açmaktadır. Sosyal medya platformları aracılığıyla yayılan yanlış bilginin neden olduğu güven azalmasıyla ilişkilendirilebilecek “post-truth” kavramı doğru bilginin ne olduğu sorusunu gündeme getirmektedir. Post-truth çağında, bireyler bir konu hakkındaki görüşlerini nesnel gerçekler yerine kişisel duygu ve inançlara dayanarak oluştururlar. Herkesin kendi duygu ve görüşlerini paylaşabildiği bilgi ve birikim çağı, Baker'in Kanaatlerden İmajlara: Duygular Sosyolojisine Doğru kitabında söz ettiği “kanaatlerin kanaati haline gelen sosyoloji” perspektifinden incelenecektir. Baker'in bakış açısına göre iletişim, yalnızca rasyonel bir bilgi aktarma aracı değil, aynı zamanda duyusal deneyimlerin duyguları şekillendirdiği dinamik bir yapıdır. İletişim, duygu, düşünce ve bilginin salt iletilmesinden ziyade, ortaya çıkacak yeni duygu ve düşüncelerin deneyimlenmesi ve anlamlandırılması sürecini kapsar. Yaşamın her alanında var olan iletişim, anlayışı mümkün kılan ve toplumsal gelişimi destekleyen bir köprü görevi görür. Algoritmaların kullanıcının ilgi alanlarına göre gösterdiği içerik, onları, görüşleriyle uyumlu bir filtre balonuna koyarak post-truth’u beslemektedir. Görüşlerin yer aldığı içerikler, farklı kullanıcıların bilgi ve algı filtreleri aracılığıyla yeniden yorumlandığında ortaya çıkan şey bilgiden çok, bir duygu yumağı olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, deep fake teknolojisiyle oluşturulan duyusal içeriklerin kullanıcılarda yarattığı duygusal etkilerin, post-truth çağıyla uyumlu bir kanaatler akışına sebep olduğunu göstermektir.