Filiz Kitabevi, İstanbul, 2024
Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser Sözleşmesi”, hayatımızın her alanında karşımıza çıkan yapma ediminin bir yansımasıdır. En basit örneği sayılabilecek bir elbise dikiminden, en karmaşık ve aylar alacak inşaat işlerine kadar her alanda söz konusu olabilecek bu sözleşme tipi, kanunun 470. maddesinde “Yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin ise bunun karşılığında bir bedel ödeme taahhüt ettiği” sözleşme olarak tanımlanmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanunundaki eser sözleşmesi tanımına doktrinde getirilen eleştiriler ışığında eser unsuru, bedel unsuru ve meydana getirme unsuru bakımından yeniden düzenlenen bu tanım, teslim edilme kavramını içinde barındırmadığı gerekçesi ile halen eleştirilere maruz kalmaktadır. Gerçekten de bir eserin meydana getirilmesi eser sözleşmesinden doğan borcu sona erdirmemekte, bunun yanı sıra eserin iş sahibine teslimi gerekmektedir zira iş sahibinin bu sözleşmeden doğan menfaati eserin teslimi ile tamam olacaktır. Eser sözleşmesinin tanımı kapsamında, tez çalışmamızın birinci bölümünde eser sözleşmesinin tanımı üzerinde doktrinde getirilen eleştirilere, eser sözleşmesinin satım, hizmet ve vekalet sözleşmesinden farklarına, eser sözleşmesinin şekline, unsurlarına ve hukuki niteliğine yer verilecektir. Hemen burada şunu belirtmek gerekir ki, eser sözleşmesinin unsurları arasında anlatacağımız eser kavramının maddi varlıkların yanı sıra maddi olmayan varlıklara da hasredilip hasredilmeyeceği tartışması, eser sözleşmesinin benzer sözleşmelerden farkının ortaya konulmasında büyük önem arz etmekte olup, özellikle vekalet sözleşmesi bakımından doktrinsel tartışmalara neden olmuştur. Bundan başka, kural olarak şekil serbestisi kapsamında değerlendirilen eser sözleşmeleri hakkında, özel kanunlarda öngörülen şekil şartlarına da tez çalışmamızda yer verilecektir. 2 Tez çalışmamızın eser sözleşmelerinde hasar kavramının değerlendirilmesi üzerine olduğundan bahisle, ikinci kısımda hasar kavramının açıklanmasının daha yerine olacağı açıktır. Bu bağlamda, geniş anlamda hasar, dar anlamda hasar, edim hasarı ve karşı edim hasarı kavramlarının açıklanması amaç edinilmiştir. Son bölümde ise, Türk Borçlar Kanununda yer alan eser sözleşmesinde hasarın geçişinin düzenlendiği maddeler olan 483, 485, 486. maddeleri hakkında bilgi verilecektir. Türk Borçlar Kanunu’nun 483. maddesinde düzenlendiği üzere, eserin teslimden önce beklenmedik bir olay neticesinde telef olması halinde, edim ve karşı edim hasarına hangi tarafın katlanacağı, bu halde imkânsızlık halinin doğup doğmadığının ifaya olan etkisi, malzemeye gelen hasarın akıbeti tez çalışmamızda ayrıntılı olarak incelenecektir. Bu bağlamda beklenmedik olay kavramı da açıklanmaya çalışılacaktır. Aynı Kanunun 485. maddesinde iş sahibinden kaynaklanan sebeplerle ifanın imkânsızlaşması hali düzenlenmiştir. Bu durumda, iş sahibinin kusuru olup olmamasına göre tazminat sorumluluğunun doğup doğmadığı önem arz etmektedir. 486. maddede ise, yüklenicinin şahsıyla ilgili olarak gerçekleştirilen eser sözleşmelerinde, yüklenicinin kusuru olmaksızın ölümü veya yeteneğini kaybetmesi halinde, eser sözleşmesinin akıbeti tartışılacaktır. Bu madde kapsamında, tez çalışmamızda, öncelikle yüklenicinin şahsının önem arz etmesi kavramı ele alınacak, bu bağlamda yüklenicinin eseri şahsen ifa etme borcu açıklanacak, akabinde yüklenicinin kusuru olmaksızın ölümü veya yeteneğini kaybetmesi halinde sözleşmede hasarın hangi taraf üzerinde kalacağı üzerinde çalışılacaktır. Bu bakımdan, yüklenicinin gerçek veya tüzel kişi olup olmamasının madde 486’nın uygulanma alanı bakımından önem arz edip etmediği hususuna da değinilecektir.