Geçmişten geleceğe biyofilik tasarım: Engeller, çözüm önerileri ve potansiyeller
Tez Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimari Tasarım, Türkiye
Tez Danışmanı: Aslı Sungur
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:
İnsanın varoluşu itibariyle doğaya eğilimli olmasından yola çıkan ve ilk kez 1993 yılında Kellert tarafından ortaya konan "Biyofilik tasarım", günümüzün çoğunu içinde geçirdiğimiz mekanlara doğayı sızdıran, insanın doğayla birlikte yaşayabilmesini ve insan-doğa etkileşimini artırmayı hedefleyen anlayışıyla öne çıkmaktadır. Günümüzde doğadaki kaynakların azalması, yoğun yapılaşma, yeşil alan miktarının yetersizliği gibi sebeplerle zayıflayan insan-doğa ilişkisi, biyofilik tasarımı her geçen gün daha önemli bir ihtiyaç haline getirmektedir. Bu araştırmayla yapılı çevre içerisinde sıkışıp kalmış kullanıcıların doğayla etkileşimini artırmaya yönelik biyofilik tasarım stratejilerinin geliştirilmesi, biyofilik tasarımın uygulanmasının önündeki engellerin tespit edilmesi ve sunduğu potansiyellerinin gelecekteki kullanımına yönelik bir yol çizilmesi hedeflenmiştir. Çalışma kapsamında biyofilik tasarımın yaygınlaşmasındaki engelleri belirlemek için kuramın çıkışından bu yana kabul gören modeller ile bilinen ilk ve son tasarım modelleri, mevcut literatürün araştırılması aracılığıyla irdelenmiştir. Daha sade ve bütüncül bir tasarım sistemi oluşturmak için modellerin kapsamını tümüyle içinde barındıran ve benzer kavramları bütünleşik başlıklarda ele alan yeni tasarım bileşenleri önerilmiştir. Bileşenlerin mekansal kullanımına yönelik tasarım stratejileri örnek uygulamalar aracılığıyla irdelenmiş ve tasarımcılara yol gösterecek ipuçları ortaya konmuştur. Uygulama ve kullanım sırasında karşılaşılan sorunlar tespit edilerek biyofilik tasarımın yaygınlaşmasının önündeki engeller belirlenmiş ve çözüm önerileri tartışılmıştır. Tüm bu bilgiler ışığında; insan-doğa ilişkisinin gelecekte nasıl bir dönüşüm geçireceği ve insanların doğa arayışlarına cevap bulmak için hangi yöntemleri kullanacağı irdelenmiştir. Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelerle birlikte doğayı deneyimleme biçimlerimiz değişse de sanal evrenlerde, başka gezegenlerde ya da canlı organizmalarda doğa arayışımızın ve doğayla yakınlığımızı güçlendirme ihtiyacımızın daimi olarak süreceği öngörülmüştür. Bu bağlamda biyofilik tasarım, insan-doğa etkileşimini güçlendirmesi yönüyle, bir lüksten öte gerekliliktir. Doğayı herkes tarafından erişilebilir hale getirmek için tasarımcılar insanı da doğanın bir parçası olarak düşünmeli ve içinde insanın da bulunduğu "doğa merkezli" bir yaklaşım sergilemelidir. Tasarımda öncelikli hedef, doğayla birlikte yaşamı mümkün kılan mekanlar oluşturmak ve doğayı tüm halleriyle olduğu gibi kabul ederek tasarım sürecine dahil etmek olmalıdır.